Kimi Futbol otoritesine göre maçın favorisi Galatasaray'dı. Fenerbahçe hem Lig performansı hem en etkili silahı Alex'ten yoksun olması sebebi ile maçtan önce handikap sahibi takımdı. Karşılaşmaya Galatasaray 1-0 galip başladı desek yeridir. Lincoln 2. dakikada Fener savunmasının yerleşim hatasından kaynaklanan pozisyonu gole çevirince tablo Fenerbahçe açısından oldukça karanlık görünüyordu. Ancak yıllardır olan yine oldu ve Fenerbahçe kendi evinde, Saraçoğlu'nda önce 6. dakikada Selçuk'la beraberliği yakaladı ardından da skoru 4-1'e taşımasını bildi ve derbiyi kazandı.
1999 yılından bu yana Kadıköyde beraberlik dahi kazanamayan, 9 maçı üst üste kaybeden Galatasaray adına bu durumun "malum kader" olarak ifade edilmesine Galatasaray'lı dostlar alınmasın, ortada böyle bir istatistik varken mevcut durumu başka türlü ifade etmek imkansız...
9 Kasım 2008 Pazar
Malum Kader : 4-1
25 Haziran 2008 Çarşamba
SİZİNLE GURUR DUYUYORUZ...

Teşekkürler çocuklar...
Onurlu mücadeleniz, dik duruşunuz, sergilediğiniz şahsiyet, döktüğünüz ter için teşekkürler...
Başımızı dik tuttuğunuz için teşekkürler...
Her şey için teşekkürler...
21 Haziran 2008 Cumartesi
İnanıyorsanız üstünsünüz...
Ne söylenebilir ki ? Futbol'un dili, gerekleri içinde kalınarak, Türk Milli Takım'ının şu an bulunduğu pozisyon, Euro 2008'de Yarı Final'e yükselmemiz nasıl açıklanabilir ? Sakatlıklar sebebiyle yakalanamamış kadro istikrarı, belirli bir oyun planı eksikliği, değişkenlik gösteren oyuncu performansları ve bir dizi başka etken bir arada ele alındığında, Milli Takımımız'ın sergilediği futbol performansının tatmin edici olduğu söylenemez, ancak bu takım dün gece Yarı Final'e yükseldi. Üstelik her şey bitti dendiği anda.
Uzatmaların son dakikasında 0-1 geriye düşüyorsunuz, sahadaki 11'in yarısı yerde, tribünlerde ve ekran başında bulunan milyonlarca Türk üzüntü içinde. Ancak İnanıyorsanız, yüreğinizin bir yerlerinde hala "mutlu son" için ümit besliyorsanız herşey değişebiliyor, son saniye gölü ile bir maçı ve talihinizi çevirebiliyorsunuz.
60 saniye önce yerde üzüntü içinde olanlar, penaltı atışları sonucu Yari Final'i avuçlarından kaçıran rakiplerini bu kez teselli edebiliyor. Hayat ve onun bir parçası Spor, Futbol bu kadar değişken olabiliyor. Türk Milli Takımı'nın gerek Çek Milli Takımı ile mücadelesi, gerek dün akşam Hırvatistan karşısında son saniye de elde ettiği zafer bir kez daha ortaya koydu ki, İnanıyorsanız üstünsünüz, kazanmak ve mutlu olmak sizin hakkınız ve ödülünüz. Bu hak ve ödül, her hakkı hak sahibine veren tarafından geçiktirilmeden size bahşediliyor.
Şükürler olsun...
16 Haziran 2008 Pazartesi
Futbol böyle bir şey : Türk Milli Takımı Euro 2008'de Çeyrek Finalde...

Aslında Türk Milli Takımı'nın Euro 2008 serüveni iyi başlamamıştı. Fatih Terim'in aday kadrosu, içinde yer alan isimlerden ziyade, almayan isimlerle çok tartışılmışken bir de bu aday kadrodan çıkarılan Halil, Yıldıray gibi isimler olunca haklı eleştirilerin ardı arkası kesilmedi.
Bu duruma bir de Fatih Terim'in Portekiz karşısındaki kadro ve diziliş tercihleri ve 0-2'lik mağlubiyet eklenince çoğumuz için bu turnuvadan ümitvar olmak adına görünürde bir sebep yoktu. Terim'in kadro ve diziliş yanlışlarından sıyrılması için İsviçre maçının ikinci yarısını beklememiz gerekmişti. Kazanılan İsviçre maçı ile iddiamızı gurubumuzdaki son maça taşımış olduk.
İşte bu gece, Çekler ile bir final maçı oynadık. Berbat bir ilk yarı, futbolun doğruları ve güzellikleri adına ortaya elle tutulur hiç bir şey koyamamak ve 34. dakikada Çek kulesi Koller'in kafasından yenen golle 0-1 geride bitirilen bir ilk yarı.
İkinci yarıya Terim'in Semih-Sabri değişikliği ile başladığını gördüğümde, ben de artık ümit namına pek bir şey kalmamıştı. 62. dakikada Plasil skoru 0-2 yaptığında bizim açımızdan her şey bitmiş görünüyordu. Ancak Futbol çok farklı bir fenomen, 75. dakikada Arda Milli Takımımız adına skoru 1-2'ye getirdiğinde dahi kaç İnsan kalan 15 dakikada yaşananları kestirebilir, 87. dakikada Petr Cech gibi bir kalecinin imza atacağı bir hata ile skorun 2-2'ye eşitleneceğini ve bu andan iki dakika sonra, Petr Cech'in dramatik hatasını affetmeyen Nihat Kahveci'nin tekrar sahne alıp skoru 3-2'ye taşıyacağını kestirebilirdi ?
İşin doğrusu eğri gemi doğru sefer yapmış ve Milli Takımımız Avrupa'nın en iyi sekiz takımı arasına adını yazdırmıştır. Umuyoruz Fatih Terim, orta alanda görev aldığı dakikalarda Hamit Altıntop'u dikkatle izlemiş, hayati iki asistini yeterince takdir edebilmiştir...
28 Nisan 2008 Pazartesi
Pahalıya mal olan sonuç ve bozulan düzen...
Bir sezonun toplam muhasebesinin görüleceği, meyvesinin yeneceği bir maçtı dün akşam oynana derbi. Bu sezon Fenerbahçe final maçlarının neredeyse tamamını iyi oynayarak kazanmış bir takım olarak çıktı Ali Samiyen'e, beklenti tecrübe ve kalite üstünlüğüne birde bu yıl çok başarılı geçen Avrupa serüveninden eklenen öz güven duygusu ile Fenerbahçe ağırlıklı bir oyunun izleneceği yönünde idi. Ancak olmadı, Galatasaray neredeyse oyunun her dakikasında rakibine üstün olan taraftı ve dün daha çok isteyen kazandı.
Esasen Fenerbahçe'ye 28. Hafta da oynanan ve C.Kazım'ın yıldızlaştığı Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi çok pahalıya mal oldu. Toz kondurmadığım Zico, Kazım'a yer açmak için Fenerbahçe'nin sezon başından bu yana tıkır-tıkır işleyen düzenini bozdu ve geçen senenin istenmeyen adamı Deivid'i, efsaneleştiği sağ açık pozisyonundan sol açığa kaydırarak, Fenerbahçe'nin etkili işleyen iki kanadının da verimini düşürdü.
İlk etapta bu Chelsea karşısında elenmeye, Şampiyonlar Ligin'de yarı finale, son aşamada da belki bir Şampiyonluğa mal oldu. Kalan 2 hafta Turkcell Süper Lig'de çok şeye gebe gibi görünse, 2007-2008 sezonu bir çok açıdan 2005-2006 sezonunu hatırlatsa da, Adnan Polat gerçeği, Türk Futbolu'nun neşter vurulamayan kronik sorunları, İBB maçı gibi taze bir örneğin karşımızda bulunması bize gösteriyor ki, Lig dün Şampiyonluk yarışı açısından bitti. Galatasaray'lı dostları şimdiden tebrik ederim.
Aksi sonuç benim için büyük süpriz olur ve bu sezonun, sıralamada sezon sonu yeri ne olursa olsun tsl açısından en başarılı ve flash takımı Sivasspor'un bataklıkta açan bir gül olduğu gerçeğini tesçiller...
5 Mart 2008 Çarşamba
Karakter, kişilik meselesi bu...

Ne denebilir, nasıl anlatılabilir dün yaşanan ? Fenerbahçe son 2 yılın Uefa Şampiyonu, Avrupa Futbolu'nun yükselen değeri Sevilla'yı eleyerek, Şampiyonlar Liginde Çeyrek Finale yükseldi, en iyiler arasında son sekize kaldı.
Dün yaşanan'ın teknik/taktik analizi bir yere kadar geçerlidir. Maça adeta 2-0 yenik başlamışsınız, altın çocuk Gökhan Gönül, hemen önünde oynayan Deivid ve Aurelio ile birlikte Fenerbahçe'nin yükünü taşıyan Selçuk sarılanmış, 2-0 geridesiniz ve kalecinizin morali sıfır. Rakip, seyirci baskısını da kullanarak Hakem'le mükemmel oynuyor, Fenerbahçe'nin bu maçı çevirmesi bir yana, kaç kişi ile maçı tamamlar sorusu kafalarda oluşuyor.
Tablo kapkara, ama o andan sonra bir takım bütün heybeti ve kişiliği ile 'ben buradayım' diyor, hedefim, ideallerim en önemlisi İnançlarım var diyor ve ezilmiyor, tam tersi Avrupa Futbolu'nun yükselen değeri Sevilla'yı eziyor. Skoru 2-1'e taşıyor, beraberliği arıyor, derken pozisyon vermeden bir gol daha yiyor skor 3-1 oluyor ama ne gam. Çizgiden çıkarılan topla daha bitmedi mesajı veriyor, koca bir ikinci yarı Sevilla yarı alanında geçiyor ve yengeç Deivid skoru 3-2'ye taşıyor.
Sonrası daha da ilginç, Kaderin cilvesi, maça kötü başlayan ve 2 hatalı gol yiyen Volkan'a hatasını telafi imkanı bahşediyor herşeyi takdir eden ve Volkan hatasını fazlasıyla telafi ediyor.
Bütün bunlar bir karakter/kişilik göstergesidir, bu durum atın binicisine göre kişnemesidir. Geçen yıl Turkcell Süper Lig'de işlerin en kötü gittiği zamanlarda çıkıp "Şampiyon olmak için rakiplerimizi kendi sahalarında yenmemiz gerekiyorsa gider yeneriz" diyen Zico'nun temiz yüreği, sağlam karakteri ve İnancının sahada tecellisidir yaşanan.
Daha önce de ifade ettim, bu şarkı burada bitmez. Fenerbahçe'nin Avrupa yürüyüşü devam edecektir, Çeyrek Final'de karşısına kim çıkarsa çıksın ve sonuç ne olursa olsun, bundan sonraki süreç, kalamıştan yükselen sesin ulaşmadığı kulak, ürkütmediği yürek ve bükemediği bileğin kalmayacağı bir süreçtir...
27 Şubat 2008 Çarşamba
Çakır kendini yaktı!
Fortis Türkiye Kupası Çeyrek Final rövanş maçında Fenerbahçe, Galatasaray'a Ali Sami Yen Stadı’nda 2-1 mağlup olarak elendi.
4 kırmızı kartın çıktığı karşılaşmada Hakem Cüneyt Çakır maçın önüne geçti. Çakır'ın Lugono'ya verdiği ilk, Gökhan Gönül'e verdiği ikinci sarı kart çok tartışılacaktır, ancak bu geçen yıl Selçuk Dereli'nin etkin savunması! ile Fenerbahçe'nin elenmesi gerçeği gibi sonucu değiştirmeyecektir. Cüneyt Çakır, temiz kariyerine kendi elleri ile leke sürmüştür, sayısı az olan güvenilir hakemler listesinde bundan sonra Çakır'ın adının yer alıp almayacağını hep birlikte göreceğiz.
Bir Fenerbahçeli olarak Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 11'e 11 de yeneceği günlerin ihtimal dahilinde olduğunu belirtiyor, Galatasaraylı dostları tebrik ediyorum...
4 Şubat 2008 Pazartesi
İlklerin Derbisi...
Benim için bir çok ilki yaşadığım bir derbi oldu dün akşam oynanan müsabaka. Ben 0-0 sonuçlanan bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi hatırlamıyorum, hafızamı zorladım ama bir bilgiye ulaşamadım, bu skor sanıyorum en azından son yıllarda ilk kez karşımıza çıkıyor, bu anlamda bu skor benim için bir ilk. Fenerbahçe'yi üstelik Kadıköyde Galatasaray karşısında hiç bu denli etkisiz görmedim, bu anlamda da dün benim için bir ilk yaşandı. Fenerbahçe'ye transfer olduğu günden bu yana ben böyle bir Aurelio görmedim, Mehmet Aurelio'nun bir vasatı vardı ve bunun altına hiç düşmemişti, Valencia'ya transfer dedikoduları çıktıktan sonra bir düşüş yaşamıştı Aurelio, ancak hiç bu düzeye inmemişti, bu durum da sanıyorum bütün Fenerbahçeliler için bir ilkti.
Galatasaray tamamen yerli oyunculardan kurulu bir kadro ile sahaya çıktı, iki taraftan birinin bu pozisyonda olduğu bir derbi daha önce izledim mi diye hafızamı yokladım ve hatırlamadığımı gördüm, tabi buda bir ilk. Bu durum ve karşılaşma için medyada bu gün yer alan "Türkiye-Brezilya karması" türü yaklaşımlar, Galatasaray Camiasının yabancı transferindeki başarısızlığını görmemize engel değil, siz Song dışında yaptığınız yabancı transferlerinin neredeyse hiç birinden beklenen verimi alamıyorsanız dönüp kendinize bakacaksınız.
Galatasaray orta alanında Mehmet Topal, Barış ve savunmadan gelen Emre'nin Alex'i kapatmakta gösterdikleri başarı gerçekten olağanüstü düzeydeydi, buna ilaveten maçı izleyenler arasında Brezilya milli takım hocası Dunga'nın da olmasının Alex'in performansını olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Belli bir konsantrasyon zaafı ile maça çıkan Fenerbahçe'de bir de Semih sakatlanıp oyunu terketmek zorunda kalınca ibre tamamen Galatasaray tarafına döndü, Galatasaray iki net pozisyon da yakaldı ancak bunları değerlendiremedi.
Netice itibariyle ben, iyi mücadele eden Galatasaray'ın, etkisiz Fenerbahçe karşısında daha avantajlı bir skor alamamasını ciddi bir kayıp olarak görüyorum, iki ayaklı bir mücadelenin birinci ayağı neticelendi, Galatasaraylı dostlar mutlu, Fenerbahçeliler biraz mahzun, rövanşın nasıl neticeleneceği şimdiden konuşulsa da benim için kesin olan şey, Galatasaray'ın bu maçı çok anıp çok arayacağıdır...
13 Aralık 2007 Perşembe
Bu şarkı burada bitmez...

Dün gece Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi (G) Grubu'ndaki son maçında CSKA Moskova'yı evinde 3-1 yenerek tarihinde ilk kez ikinci tura yükseldi. Geçen yıl Uefa guruplarında sergilediği futbol ile bu yıl yaşanacakların sinyalini veren Zico'nun Fenerbahçesi, Edu'nun kendi kalesine attığı golle 0-1 geri düşmesine rağmen, Türkiye Liglerindeki gerçek 2 stardan birisi olan Alex (Alexsandro de Souza)'in muhteşem golüyle önce beraberliği yakalamayı, ardından yine Alex'in asisti ve Uğur Boral'ın şık vuruşuyla 2-1 öne geçmeyi başardı (İmitasyon starlara duyrulur). Maçın son dakikalarında perdeyi kapatmak da yine Uğur Boral'a nasip oldu.
Kim bu gün ne derse desin, Zico Fenerbahçe'de göreve geldiğinde bu sinerji ve başarıyı yakalayabileceğini kimse düşünmüyordu, belki Aziz Yıldırım bile. Ancak gelinen noktanın ilk işaretlerini geçen yıl almıştık, elinde Nobre, Pierre Van Hooijdonk, Anelka, Tuncay Şanlı, Serhat Akın ve Semih Şentürk gibi her takıma nasip olamayacak bir hucum hattına sahip Daum'lu Fenerbahçe'nin sergilediğinden çok daha kişilikli ve ofansif bir oyunla sahne almıştı Uefa guruplarında Zico'nun Fenerbahçesi. Talihsiz AZ maçları sadece skor yazarları için bir anlam ifade edebilirdi, Fenerbaçe doğru yoldaydı çünkü.
Bu gün taraflı tarafsız herkes kabul etmektedir ki; Fenerbahçe'nin karşısına 2. turda, aralarında Real Madrid, Milan, Barcelona, Manchester United ve Chelsea gibi devlerin olduğu muhtemel rakiplerden hangisi çıkarsa çıksın, Zico'nun talebeleri kişiliklerini, mağlubiyeti kabul etmiyen karakterlerini sahaya yansıtacaktır. Aksi bir netice olursa da yine bilinecektir ki, bu şarkı burada bitmeyecektir...
8 Aralık 2007 Cumartesi
Dejavu : Derbi Fener'in...
Galatasaray'lı dostlar kusura bakmasın, bu filim 100 yıldır vizyonda, o bakımdan Fenerbahçe'liler için yaşananın adı kısaca Dejavu...
İkinci yarının özellikle ilk 15 dakikasında oyun adeta Galatasaray cezasahası içinde geçti, bu süreçten sadece + 1 gol yiyerek çıkmak bu filimin sürekli izleyicilerinin takdir edeceği bir durum, zaten bunun farkında olan Galatasaray seyircisi skora aldırmadan marşlarını büyük bir şevkle terennüm ediyorlardı.
Maçın hakemi Fırat Aydınus iyi bir performans gösteremedi, bu maç sonrası sanıyorum Aydınus da Fenerbahçe'nin istemezük listesinde yerini almıştır...
5 Aralık 2007 Çarşamba
İnceleyin...
Zaman Gazetesinde yer alan habere göre ünlü Alman haber dergisi Der Spiegel, UEFA'nın, 8-0 sonuçlanan Liverpool-Beşiktaş maçını şike süphesiyle incelemeye aldığını öne sürmüş.
Dün UEFA'nın iletişim sorumlusu William Galliard, şüpheli buldukları 10-15 maçı incelemeye aldıklarını açıklamıştı, Der Spiegel'in haberine göre şüphe uyandıran maçlar arasında 8-0 sonuçlanan Liverpool-Beşiktaş maçıda yer alıyor. Haber, şike olasılığını internetteki bahis sitelerindeki para akışına dayandırıyor. Buna göre Liverpool-Beşiktaş maçının oynanmasından bir gün önce bu sitelere bahis amacıyla yatırılan miktarlar, normal şartlarda yatırılması gereken paranın çok üzerinde bulunuyor. Der Spiegel'in haberi, bugün Fransızca, Almanca ve İngilizce yayın yapan birçok internet sitesinde de yeraldı...