CL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2008 Çarşamba

Bu şarkı burada bitmez...


Avrupa Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final rövanş mücadelesinde Fenerbahçe, ilk maçı 2-1 kazanmış olmanın avantajı ile çıktığı Stamford Bridge'de, Chelsea karşısında 2-0 mağlup olarak bu sene göz kamaştıran Avrupa serüvenine noktayı koydu.

Karşılaşmanın 4. dakikasında Chelsea Ballack'ın gölü ile 1-0 öne geçti. Aslında Fenerbahçe için işlerin istediği gibi gitmemesi, birazda golü bu denli erken kalesinde görmesiyle oldu. Essien, Carvalho, Terry, Ashley Cole gibi isimlerden kurulu ve 1-0 önde olan Chelsea savunmasını maç boyunca aşmak Fenerbahçe için hiç kolay olmadı. İlk yarı bir duran topta Lugano'nun yakaladığı ve ikinci yarıda, maçın sonlarına doğru Gökhan Gönül ve Kazım ile bulunan pozisyonlar dışında Fenerbahçe net fırsatlar yakalayamadı, buna karşın Chelsea'ye de fazla pozisyon vermedi. 87. dakikada Lampard skoru belirleyen gölü attığında maç boyunca homurdanan Chelsea taraftarı ve yüzü kireç rengine dönmüş Avram Grant rahat bir nefes aldı.

Kadıköyde taraftarına, ekran başında bilmonylara "üç üç üç..." diye tempo tutturan, Stamford Bridge'de Chelsea'yı taraftarına ıslıklattıran Fenerbahçe'ye gönül dolusu tebrik ve teşekkürler.

Adımız gibi eminiz ki, Fenerbahçe'nin Avrupa yürüyüşü bundan sonra da kaldığı yerden devam edecek, kalamıştan yükselen sesin ulaşmadığı kulak, ürkütmediği yürek ve bükemediği bilek kalmayacaktır...

5 Mart 2008 Çarşamba

Karakter, kişilik meselesi bu...


Ne denebilir, nasıl anlatılabilir dün yaşanan ? Fenerbahçe son 2 yılın Uefa Şampiyonu, Avrupa Futbolu'nun yükselen değeri Sevilla'yı eleyerek, Şampiyonlar Liginde Çeyrek Finale yükseldi, en iyiler arasında son sekize kaldı.

Dün yaşanan'ın teknik/taktik analizi bir yere kadar geçerlidir. Maça adeta 2-0 yenik başlamışsınız, altın çocuk Gökhan Gönül, hemen önünde oynayan Deivid ve Aurelio ile birlikte Fenerbahçe'nin yükünü taşıyan Selçuk sarılanmış, 2-0 geridesiniz ve kalecinizin morali sıfır. Rakip, seyirci baskısını da kullanarak Hakem'le mükemmel oynuyor, Fenerbahçe'nin bu maçı çevirmesi bir yana, kaç kişi ile maçı tamamlar sorusu kafalarda oluşuyor.

Tablo kapkara, ama o andan sonra bir takım bütün heybeti ve kişiliği ile 'ben buradayım' diyor, hedefim, ideallerim en önemlisi İnançlarım var diyor ve ezilmiyor, tam tersi Avrupa Futbolu'nun yükselen değeri Sevilla'yı eziyor. Skoru 2-1'e taşıyor, beraberliği arıyor, derken pozisyon vermeden bir gol daha yiyor skor 3-1 oluyor ama ne gam. Çizgiden çıkarılan topla daha bitmedi mesajı veriyor, koca bir ikinci yarı Sevilla yarı alanında geçiyor ve yengeç Deivid skoru 3-2'ye taşıyor.

Sonrası daha da ilginç, Kaderin cilvesi, maça kötü başlayan ve 2 hatalı gol yiyen Volkan'a hatasını telafi imkanı bahşediyor herşeyi takdir eden ve Volkan hatasını fazlasıyla telafi ediyor.

Bütün bunlar bir karakter/kişilik göstergesidir, bu durum atın binicisine göre kişnemesidir. Geçen yıl Turkcell Süper Lig'de işlerin en kötü gittiği zamanlarda çıkıp "Şampiyon olmak için rakiplerimizi kendi sahalarında yenmemiz gerekiyorsa gider yeneriz" diyen Zico'nun temiz yüreği, sağlam karakteri ve İnancının sahada tecellisidir yaşanan.

Daha önce de ifade ettim, bu şarkı burada bitmez. Fenerbahçe'nin Avrupa yürüyüşü devam edecektir, Çeyrek Final'de karşısına kim çıkarsa çıksın ve sonuç ne olursa olsun, bundan sonraki süreç, kalamıştan yükselen sesin ulaşmadığı kulak, ürkütmediği yürek ve bükemediği bileğin kalmayacağı bir süreçtir...

13 Aralık 2007 Perşembe

Bu şarkı burada bitmez...



Dün gece Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi (G) Grubu'ndaki son maçında CSKA Moskova'yı evinde 3-1 yenerek tarihinde ilk kez ikinci tura yükseldi. Geçen yıl Uefa guruplarında sergilediği futbol ile bu yıl yaşanacakların sinyalini veren Zico'nun Fenerbahçesi, Edu'nun kendi kalesine attığı golle 0-1 geri düşmesine rağmen, Türkiye Liglerindeki gerçek 2 stardan birisi olan Alex (Alexsandro de Souza)'in muhteşem golüyle önce beraberliği yakalamayı, ardından yine Alex'in asisti ve Uğur Boral'ın şık vuruşuyla 2-1 öne geçmeyi başardı (İmitasyon starlara duyrulur). Maçın son dakikalarında perdeyi kapatmak da yine Uğur Boral'a nasip oldu.

Kim bu gün ne derse desin, Zico Fenerbahçe'de göreve geldiğinde bu sinerji ve başarıyı yakalayabileceğini kimse düşünmüyordu, belki Aziz Yıldırım bile. Ancak gelinen noktanın ilk işaretlerini geçen yıl almıştık, elinde Nobre, Pierre Van Hooijdonk, Anelka, Tuncay Şanlı, Serhat Akın ve Semih Şentürk gibi her takıma nasip olamayacak bir hucum hattına sahip Daum'lu Fenerbahçe'nin sergilediğinden çok daha kişilikli ve ofansif bir oyunla sahne almıştı Uefa guruplarında Zico'nun Fenerbahçesi. Talihsiz AZ maçları sadece skor yazarları için bir anlam ifade edebilirdi, Fenerbaçe doğru yoldaydı çünkü.

Bu gün taraflı tarafsız herkes kabul etmektedir ki; Fenerbahçe'nin karşısına 2. turda, aralarında Real Madrid, Milan, Barcelona, Manchester United ve Chelsea gibi devlerin olduğu muhtemel rakiplerden hangisi çıkarsa çıksın, Zico'nun talebeleri kişiliklerini, mağlubiyeti kabul etmiyen karakterlerini sahaya yansıtacaktır. Aksi bir netice olursa da yine bilinecektir ki, bu şarkı burada bitmeyecektir...

5 Aralık 2007 Çarşamba

İnceleyin...

Zaman Gazetesinde yer alan habere göre ünlü Alman haber dergisi Der Spiegel, UEFA'nın, 8-0 sonuçlanan Liverpool-Beşiktaş maçını şike süphesiyle incelemeye aldığını öne sürmüş.

Dün UEFA'nın iletişim sorumlusu William Galliard, şüpheli buldukları 10-15 maçı incelemeye aldıklarını açıklamıştı, Der Spiegel'in haberine göre şüphe uyandıran maçlar arasında 8-0 sonuçlanan Liverpool-Beşiktaş maçıda yer alıyor. Haber, şike olasılığını internetteki bahis sitelerindeki para akışına dayandırıyor. Buna göre Liverpool-Beşiktaş maçının oynanmasından bir gün önce bu sitelere bahis amacıyla yatırılan miktarlar, normal şartlarda yatırılması gereken paranın çok üzerinde bulunuyor. Der Spiegel'in haberi, bugün Fransızca, Almanca ve İngilizce yayın yapan birçok internet sitesinde de yeraldı...